Anasayfa
Kemik erimesi hakkında
Sıkça sorulan sorular



Kemik erimesi tüm ülkelerde ve tüm etnik gruplarda görülür. Batıda endüstrileşmiş ülkelerde kemik erimesinin daha sık görülmesi, ilk olarak ortalama yaşam süresinin daha uzun olmasına, yani yaşlı nüfusun çokluğuna bağlıdır. Ayrıca gelişmiş ülkelerde yüksek ekonomi düzeyi ve yaşam tarzı (beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik vb.) risk faktörleri olarak rol oynamaktadır.

Farklı toplumlarda kemik erimesi görülme sıklığı farklarını belirleyen faktörleri şöyle sıralayabiliriz:

Çoğu kişi kemik erimesinin farkında olmadığı için doktora başvurmuyor, dolayısıyla bir çok hastaya tanı konulmuyor ve tedavi edilmiyordu. Tanı, tedavi ve korunma yöntemlerindeki artışa paralel olarak son birkaç on yılda kemik erimesi bilinen ve farkına varılan bir hastalık olmaya başladı. Dolayısıyla bilinen hasta sayısı artmaya başladı.

Ancak, gelişmiş ülkelerde bile hastaların sadece %20-30'una tanı konulup tedavi edildiği tahmin ediliyor. Bu tip hasta sayısı, insanların bilinçlenmesiyle yavaş yavaş da olsa azalıyor. Ancak hastalığın kendisinin de yaygınlaştığını destekleyen veriler de var.

Kemik erimesine karşı tüm dünyada yürütülen etkinlikler ve korunma stratejilerine rağmen henüz hastalıkta büyük bir azalma sağlanamadı.

Düzenli olarak yüksek miktarda kafein alımı (günde 3-4 fincan kahve), kalsiyum dengesinin bozulmasına neden olur ve kemik erimesi riskini az da olsa artırır.

Çok miktarda sade kahve içmek, sütlü kahve içmekten daha zararlıdır. Sütlü kahve içerken böbrekte kafeine bağlı oluşan kalsiyum kaybı, sütle alınan kalsiyum ile dengelenir.

Uzun süreli sigara kullanımı, özellikle kadınlarda kemik erimesi riskini artırır. Sigara içen kadınların menopoza da daha erken girdikleri görülmektedir.

Sigara kullanımı, fiziksel aktivite azlığı, beslenme bozukluğu, kafein ve alkol tüketimi gibi riskleri de beraberinde getirdiği için kemik erimesi açısından oldukça zararlıdır.

Yüksek derecede alkol alımının kemiklere doğrudan ve doğrudan olmayan negatif etkileri vardır.

Ayrıca yüksek derecede alkol kullananlar genellikle sigara da içtikleri, fiziksel aktiviteleri düşük olduğu ve düzensiz beslendikleri için, kemik erimesine karşı oldukça korumasızlardır.

Uzun süre hareketsiz kalmak veya az fiziksel aktivite, kemik erimesinin gelişiminde en sık görülen faktördür. Hareketsizlik hızlı kemik kaybına neden olur. Vücut iskeletimizin bütünlüğü için düzenli egzersiz çok önemlidir.

Tüm dünyada kemik erimesine bağlı kırık sayısında artış görülmektedir. Bu durum toplumların yaşam tarzında meydana gelen değişikliklerle açıklanmakta ve hareketsizlik önemli bir risk faktörü olarak belirtilmektedir.

Birkaç haftalık yatak istirahatına bağlı kısmi hareketsizlik bile iskelet yapısında belirgin bir kayba neden olur. Hareketsiz bir yaşam tarzına sahip kişilerde kemik erimesi riski oldukça yüksektir.

Düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz, kemik direncini artırır. Bu da kemik erimesinin gelişimini önemli ölçüde engeller.

Yeni kemik oluşumunun kemiğe uygulanan mekanik kuvvetle arttığı kanıtlanmıştır. Tabii dirençli egzersiz programı doktor tarafından oluşturulmalı, yaşa ve cinsiyete göre ayarlanmalıdır.

Düzenli orta derece egzersiz kemik öz maddesini korur ve geliştirir. Ancak çok ağır fiziksel egzersiz uygulayan kadınlarda adet görememe durumu (amenore) meydana gelmektedir. Adet görememe sorunuyla beraber vücuttaki östrojen hormonu azalır. Östrojen hormonu eksikliği kemik erimesi için büyük bir risk faktörüdür. Dolayısıyla ağır egzersiz ve yarışma sporları da kemik erimesi risk faktörlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Uzun süreli diyabet, kemik erimesi için bir risk faktörüdür. Ancak tek başına diyabetin bir risk oluşturduğu kanıtlanmamıştır.

Kemik erimesinde en sık görülen ağrı tipi sırt ağrısıdır. Omurilik şekil bozukluğuna bağlı duruş değişikliklerinden kaynaklanan ağrılar olur. Bundan farklı olarak omurga kırıklarına bağlı şiddetli ağrılar oluşabilir. Bu ikisini iyi ayırt etmek gerekir. Kemik erimesinin en büyük klinik belirtisi sırt ağrısıdır. Diğer iskelet bölgelerinde oluşan ağrılar da sadece kırıklarla birlikte gelişir ve kırığın iyileşmesi ile azalır.

Kemik erimesi hastalarının başlıca sorunu omurga kırıklarından sonra oluşan şiddetli sırt ağrısı ve bir ya da daha fazla omur kırığından sonra gelişen ilerleyici omurga ve gövde şekil bozukluklarıdır. Şiddetli ağrı ve duruştaki şekil bozuklukları gündelik aktivitelerde ve yaşam kalitesinde kısıtlamalara neden olabilir.

Günümüzde kemik erimesiyle mücadelede çok etkili ilaçlar kullanılmaktadır. Kemik erimesi süreci, hastalığın herhangi bir aşamasında durdurulabilmekte ve yaşam kalitesi tekrar artırılabilmektedir. Genel olarak kemik erimesi hastalarının yaşam süresi, normal kişilerden farklı değildir. Ancak, kalça kırığı olan yaşlı hastalarda ölüm oranı, yaşıtlarına göre artmaktadır.

Protein açısından çok zengin bir beslenme metabolizma sorunlarına sebep olup böbrekten kalsiyum atılımını artırabilir. Ancak, süt ürünleri tüketmeyi kemik erimesi için bir risk faktörü olarak kabul etmek bu bağlamda yanlıştır.

Kemik erimesi teşhisi aşağıdaki kriterlerden bir yada birkaçının bulunduğu hastalarda düşünülebilir:

Omurga kırığı olmayan hastalarda kemik erimesi tanısında sadece kemik mineral yoğunluğu testi güvenilirdir.

Kemik mineral yoğunluğu tarama testinin eşik değerleri, kemik erimesinin seviyesini belirler.

KMY'nin "T skoru" değeri, 20-30 yaş arası sağlıklı genç kadınların maksimum kemik kütlesine göre uluslararası standartlarda belirlenmiş değerdir. T skoru değerinin -1 SS(Standart Sapma)'den yüksek olması kişinin kemiklerinin sağlıklı olduğunu gösterir. T skoru değeri 1.0-2.5 SS arasında ise kişi riskli gruba girmektedir. T skorunun -2.5 SS'nin altında olması ise kişinin kemik erimesi hastalığını yaşadığını gösterir.

Farklı laboratuar testleri kemik erimesi tarama yöntemleri olarak öne sürülmüştür. Ancak henüz yeterli duyarlılıkta laboratuar testi yoktur. KMY (Kemik Mineral Yoğunluğu) değerinin belirlenmesi en uygun tarama yöntemidir. Günümüzde KMY ölçümü en güvenilir ve en ucuz kemik erimesi tarama yöntemidir (lomber omurga ve tüm kalça DEXA).

Tespit edilmiş kemik erimesinin tedavisi sırasında KMY kontrolleri genelde 12 aylık aralıklarla yapılmalıdır. Koruyucu tedavi ya da evre 1 kemik erimesi tedavisinde 2 yılda bir KMY ölçümleri uygundur.

Kemik erimesinin yaygınlığı dikkate alındığında, çok sayıda olgu KMY testiyle belirlenebilir. Kadınlar için tarama ortalama menopoz yaşı olan 50 civarında yapılmalıdır. 50 yaş ve üzeri erkeklerde %10-15 oranında kemik erimesi olduğu düşünülürse, erkekler için de bu yaşlarda yapılacak bir tarama oldukça önemlidir.

KMY değerlerindeki değişimler kullanılan yönteme göre değişebilir. Tedavi edilmeyen menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda DEXA ile tespit edilen %1-3 arası yıllık kayıp normal bir değerdir.

Eğer yıllık değişimler %10-25 oranında ölçülürse, ölçümün yapıldığı bölgedeki olası yanıltıcı faktörler araştırılmalıdır. Çok yüksek değişimler şüphelidir. Ölçüm yerinde yeni kırıkların oluşup oluşmadığı kontrol edilmelidir.

Kemik erimesi tedavisi, hastanın yaş, cinsiyet, ağrı, kırıklar, kemik erimesinin tipi, eş zamanlı hastalıklar, önceki tedavi, yan etkiler ve beklenen uyuma göre mutlaka doktor tarafından planlanmalıdır.

Kemik mineral yoğunluğu uzun süreli kemik erimesi tedavisi sırasında en önemli kontrol kriterlerinden biridir. KMY'de belirgin artış tedavinin olumlu etkisinin bir göstergesidir.

Hamilelik esnasında kemik erimesi çok nadir görülen bir durumdur ve genellikle kadının ilk hamileliğinde ortaya çıkar. Bu durumda, çocuğun doğumundan sonra kadında omurgada çatlaklar meydana gelir.

Kemik erimesinin bir diğer şekli de hamileliğin son üç ayında kendini gösterir. Belirtilerden bazıları kasık ağrısı, topallama veya kalça çatlağıdır.

Hamilelerde oluşan kemik erimesinin nedenleri tam olarak bilinmiyor. Ancak değişik nedenlerden dolayı oluşan düşük kemik yoğunluğunun, hamileliğin yarattığı gerginlik ve stresten dolayı yüz üstüne çıktığı düşünülüyor. Örneğin, kalsiyum ve D vitamini eksikliği olan bir kadında diyet ve kültürel faktörler, hamileliğin neden olduğu stres ve gerginlik hamilelik sırasındaki kemik erimesi durumunu geliştirir.

Doğumdan sonra mümkün olan en erken zamanda kemik yoğunluğu testi yaptırmak, doktorun kemik erimesindeki şiddeti ölçmesine ve uygulanacak tedaviyi belirlemesine yardımcı olacaktır.

Eğer kemik kaybı bir hastalığa, ilaca ya da başka anlamlı risk faktörlerine bağlıysa buna ikincil kemik erimesi denir.

Kemik erimesini önlemek için alınabilecek genel önlemler erken çocukluk çağından ileri yaşlara kadar herkes için uygundur. Kişiye özel öneriler risk faktörlerine ve kemik mineral yoğunluklarına göre yapılmalıdır.

Kemik erimesinin önlenmesinde atılacak ilk önemli adım, mümkün olan risk faktörlerinden uzak durmaktır. Doğru bilgi ile herkes bunu yapabilir ve ömür boyu devam ettirebilir. Kalsiyum bakımından zengin bir diyetle beslenme, düzenli fiziksel aktivite, alkol ve sigaradan uzak durma gibi önemli birkaç adımla bile belirgin olumlu değişimler görülmektedir.

Çocukluk çağında doktor tarafından tavsiye edilen besinler ya da vereceği düzenli kalsiyum desteği, kemik gelişimini ve maksimum kemik kütlesi oluşumunu olumlu derecede etkiler.

Düşen kişide kemik erimesi varsa çatlama riski daha fazladır. Bilek ve kalçadaki çatlamalar genellikle düşme sebebiyle meydana gelir. Bu çatlama veya kırılmalar en çok kaygan bir zeminde el üstüne düşme sonucu meydana gelir. Yaşlılar yan taraflarına düşmeye daha çok meyilli oldukları için kalça çatlakları/kırıkları oluşabilir.

Daha aktif ve genel olarak daha formda bir insanın, yaşı ilerlemiş bile olsa, düşme ihtimali azdır. Bu yüzden her yaştan insana yaşamları boyunca düzenli olarak spor ve egzersiz yapmaları tavsiye edilir. Egzersizlerin çeşidi kişinin form durumuna göre değişkenlik gösterir. İdeal kiloda bir kimsenin yapması gereken minimum spor faaliyeti haftada en az üç kez yarım saat yürümektir.

Nedenlerine dikkat edildiği zaman düşme riskleri azaltılabilir. Düşmeler genel olarak sandalyeden kalkarken veya merdivenleri çıkarken meydana gelir. Eğer ki sorun ayağa kalkarken meydana geliyorsa, önlem olarak daha yavaş hareket etmek veya tırabzana tutunmak düşme riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca ev içinde düşmeyi engellemek için gerekli düzenlemeler de yapılmalıdır.

Favorilerime ekleAnasayfa   |   Bize Ulaşın   |   Gizlilik Politikası|   Referanslar|   Site Haritası
www.roche.com.tr